Bugünü sıradan bir günmüş gibi yaşamaya çalıştım. Şöyle anlatmayı çok isterdim:
Sabah erkenden kalktım ve sitenin yeşil alanında şöyle bir koştum, terlemeden eve döndüm, asansörde köpeğini gezmeye çıkaran komşu teyze ile karşılaştım ve daireme girerken kapıcının yeni bıraktığı gazete ile taze ekmekleri içeri aldım. Çay demlenirken ılık bir duş aldım, pijamalarımı giyip yatak keyfime başladım. Bir yanda gazetem ve pazar ekleri diğer yanda çayım öğlene kadar yataktan çıkmadım. Sonra kendime domatesli koca bir tost yaptım bol yeşillikle yedim. Ne zamandır merak ettiğim limonlu kek tarifini denedim. Öğleden sonra dışarı çıktım. İlk baharın güneşini sırtıma aldım yürüdüm. Uzun zamandır görüşemediğimiz bir uzaktan akrabamı ziyaret ettim. Akşam döndüğümde ev mis gibi kek kokuyordu. Yeni bir hafta için tazelenmiştim.
Oysa gerçekler:
Uyandıktan sonra bir süre daha nöbetçi doktor odasının tavanına baktım. Çekyatı kapattım, odanın dağınıklığını topladıktan sonra aşağı indim, nöbet defterini imzalayarak lojmana geçtim. Toplam on beş adım. Tek katlı, yer yer sıvaları dökülmüş gecekondudan bozma bu lojmana yerleşebilmek için nasıl cebelleştiğim aklıma geldi, şükrettim.Yoga matımı sonunda bugün açtım: Tibet'in gençlik pınarını hep yatakta yapıyordum bugün ilk defa yoga matını denedim. İşe yaradı. Hareketleri kusursuz yaptım. Bir kaç telefon görüşmem oldu, bir kupa sallama çay yaptım içtim. Hiç derse oturasım gelmedi. Şaşırmadım. Biraz internette sörf biraz şekerleme derken öğlen oldu. Bismillah deyip başladım. Tuscoach inanılmaz işe yaradı. Gerçekten işe yaradı. Masayı topladım sadece bu üç gün boyunca çalışacağım kitabımı ve yanına not tutmak için bir defterle kalem kutumu koydum. Bir bardak su aldım, Kapıya dönük oturdum, kafamı kaldırınca kapıyı görüyordum. Kronometresini 25 dk ya ayarladım, ekranda bir değişiklik olmayınca telefonun sayacını ayarladım. ama hiç gerek yokmuş çok düzenli çalışıyor. Çıkmış soru kitaplarımı atmışım. Üzülmedim. Yenisine o kadar para vermek de istemedim. Tus için dershanelere o kadar çok para kazandırdım ki anlatamam. Hemen her dershanenin setini aldım, çıkmış tus sorularını, soru bankalarını, soru bankaları olmazmış efendim bol deneme çözmek gerekirmiş, deneme sınavı kitaplarını, diğer dershanenin özet şu kitabı çok net yaptırıyormuş hop onu da derken derken evim kütüphane gibi oldu ama Mümin Sekman'ın son kitabı "Başarı Bilimi"nde değindiği gibi seçeneklerim arttıkça çalışmak için hangisinden başlayacağıma, neyi nerden ne kadar okuyacağıma karar veremez olmuştum. Birini okurken acaba ötekinde bir soru daha yakalayabilir miydim sorusu içimi kemiriyordu. Sonunda ne mi yaptım? Dershane notlarım dışındaki tüm ek kaynaklarımı çöpe attım. Gıcır yeni olup sadece kitaplığımı süsleyen kitapları mavi çöp torbası poşetlerine doldurdum. Satmadım, uğraşmak istemedim. Sonuçta şu anda çıkmış tus sorularına ihtiyacım vardı. "Antitusif.com" adlı siteye girdim biraz kurcaladıktan sonra aradığımı buldum. Buradan teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Ne de güzel oldu, pdf formatında açıklamaları okurken önemli gördüğüm yerlerin altını sarı sarı çizebildim. Bazı soruların kenarına yıldız yaptım.Öğrencilik her yaşta aynı galiba.
Bilgisayarla işim bitince ders notlarımı okudum, bazı yerlerini not aldım. Tam sıkıldım dediğim anlarda tuscoach beni uyardı. Tek olumsuz noktası molaların beş dakika olması. Gerçekten kısa ama olması gereken de bu. Bugünün bilançosunu daha fazla uzatmadan paylaşmak istiyorum : 25*3 uzun bir mola 25*5 daha uzun bir mola ve planladığım çalışma kısmının sadece %60'ını bitirebildim. Tıpkı tuscoach'un uyardığı gibi başlangıçta vaktim çok sanarak yavaş çalışmışım. Oysa hesapladığımda saatte on bir sayfaya denk geliyor.
Bugünün çabalamalarımın ödülü olarak kendime "Avusturya omleti" yaptım. İki hafta önce gittiğim Salburg'dan hazır puding gibi poşette karışımını almıştım. Karışımı sulandırdım, içine elma doğradım ve oldu. Tuzlu ve tatlının bir aradaki lezzeti alışılmışın dışında güzel. Ayrıca fruktozu proteinle tüketmek de mantıklı geldi. Merak edenler için ve belki daha sonra kendim de yaparım diye tarifini buldum, linkini ekliyorum:
http://www.ytbtarifleri.com/elmali-omlet/
Fotoğrafını çektim ancak göze çok da hitap eden bir tatlı türü olmadığı için tarif linkinde de fotoğrafını bulamayacaksınız ama pazar günü yaratıcılığına ucuz, kolay ve alışılmışın dışında olması ile yakışacaktır. Salzburg' u anmışken bir fotoğrafını görmemek olmazdı:
Son olarak bugün öğrendiklerimden aklımda kalanları biraz paylaşmak istedim:
Paramedikal olarak: Sigara ve alkol yemek borusu kanserlerinin en önemli düşmanı. Tütsülenmiş yiyecekler, dondurulmuş gıdalar ve taze olmayan sebze-meyveler mide kanseri ve veya kolon kanserine yol açıyor.
Medikal olarak: Polipler gastrointestinal traktusta en sık kolonda bulunuyor. Kolon poliplerini basitçe non-neoplastik ve neoplastik olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Hiperplastik ve hamartamöz polipler yani iki H hayırlı, yani non-neoplastik. Hiperplastik polipte sıkıntı yok ama hamartamatöz polibin çok çeşidi var: juvenil polip, Peutz Jegher, Cowden, Bannaya, Cronkhite-Canada. Şimdi neoplastiklere geçelim; adenomatöz polipler var ,üç çeşit: tubuler, villöz ve tubulovillöz. Bir de kolon polipleriyle seyreden sendromlar var: FAP; atteneued FAP, Gardner, Turcot, Bunlarla karıştırılmaması gereken herediter non-polipozis kolorektal kanserler var: Lync 1, Lynch 2 ve Muir-Torre.
Sonuç eğer yatmadan çalışacaklarımın kalan %40'ını da bitirebilirsem ilk günün planı işe yaramış olacak. Çok heveslenmeyeyim ama bugünün yeterince gerçekçi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Geriye 144 günümüzün kaldığını hatırlatmak istedim.
Mutluluğa bir parmak kala yarınlarda buluşmak ümidiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder